Sistemin Partileri…
Bildiğimiz üzere yaklaşık doksan yıldır ülkemizde önce anladığımızı zannettiğimiz, ama bir süre geçtikten sonra “vay canına” dediğimiz çok olaylara şahit olmuşuzdur.Mesela bunlardan biri de 1980 ihtilalında “Allah ne muradınız versin” dediklerimizin asıl niyetlerini ve geçmişteki olayların aslında sağ-sol çatışmasından da öte bir şey olduğunu öğrendiğimizde “ vay canına” dedik.Tabii ki bu işin müsebbiplerine de “Allah cezanızı versin” demekten başka bir şey de gelmedi elimizden.
Ben son günlerde üzerine yoğunlaştığımız referandumda siyasi partilerimizden MHP ve Demokrat Parti’nin tavırlarını görünce “vay canına” demek zorunda kaldım.
MHP bildiğimiz gibi dini rengi de olan milliyetçi bir parti. Yani milleti en iyi temsil ettiğini, milletin duygularına en güzel tercüman olduğunu iddia eden bir parti. Ya Demokrat Parti’ye ne demeli ?
“Yeter söz milletin” diyen bir zihniyetin devamı olduğunu ve demokrasi mücadelesinde şehitler verdiğine inandığımız bir parti nasıl olurda “hayır”cı olur?
Burada benim komploculuk tarafım devreye girdi birkaç gündür. Diyorum ki kendi kendime, “yahu bu işte bir iş olmasın”. Öyle ya bu partiler hazır fırsat ele geçmişken “AKP bu kadarla yetiniyorsa, zorlayalım biz daha fazlasını isteyelim” diyeceklerine, sudan sebeplerle “çamura yatıyorlar”.
Öyleyse diyorum, ya iktidar hırsı, ihtirası ve hasetliği öyle gözlerini bürümüş ki AKP ne yapsa küllen hepsine ret diyecekler.
Yada başka bir ihtimal bu güne kadar sistemi oluşturanlar tarafından tasarlanıp piyasaya sürülmüş partiler. Öyle olmasa bile, sistemden nemalanarak bu güne kadar gelebilmiş, ama bundan sonra güç yitirecekleri gün gibi aşikar partiler bunlar.Bu bildikleri için de çamura yatıyorlar.
Burada size bir örnek vereyim;
Demokrat parti’nin mazisi 1946’lara kadar gider malum olduğu üzere. Yıllar içinde çeşitli badireler atlatmasına, Anavatan Partisi gibi partiler tabanına ortak olmasına rağmen belli bir oy oranı ile her zaman siyasi hayatımızda etkin olmuş bir partimizdir.
Ne var ki, AKP kurulup son sekiz yıldır ülkemizde bir takım operasyonlar olmaya başladığından beri Anavatanla beraber Demokrat Partinin de beli doğrulmamaktadır.
Böyle köklü bir parti zaman-zaman yüzde üç-beşlere düşebilir ama ana kadrolarını yitirmez, günün şartlarına göre yeni politikalar üretip yine ülkenin söz sahibi partileri arasına girer.
Görüyoruz ki Demokrat Partinin böyle bir niyeti olmadığı gibi, kabiliyeti de yok,kadroları da.
Bu garip değil mi?
Nerede ise yetmiş yıllık bir mazisi olan bir partinin nasıl olur da ülke sathında partiyi ayakta tutacak çekirdek kadrosu olmaz, oluşmaz?
Öyleyse akla gelen şu;
Sistem halk için çalışıyormuş gibi görünen çeşitli ideolojilerde partiler kurdurdu. Şeklen var olan bu partiler aslında özde yönetim itibarıyla halka dayanmayan partilerdi. Çıkar çevrelerinin ait olduğu cenahı tutmaları için üretilmiş partilerdi.
Şimdi sistem değişiyor ve ömürleri bitiyor……….
Bugünkü komplo teorim bu, nasıl fena değil mi?.....