Provokasyona Gelmeyelim!
Provokasyonlar yine eksik olmadı. Diyarbakır, Van ve Hakkari'de DTP'nin kapatılmasına tepki olarak sokaklara dökülen bir gurup DTP'li polisi taş yağmuruna tuttu. Olaylarda bir çok kişi gözaltına alındı fakat olayın en çok dikkat çeken yönüyse provokasyon da yine çocukların kullanılmasıydı. Her zamanki gibi yine çocuklar en ön safhalardı ve yine onlar kullanılmışlardı. Fakat olayın bir diğer boyutuysa polisler tarafından yakalanan çocukları söyledikleriydi. Birçok çoçuğa polise taş atmaları karşılığın da para verecekleri söylenmiş ve çocuklarda daha ne olup bilmedikleri bu ortamda büyüklerinden bir kaç kuruş para alabilmek adına polislerimizi taşlıyorlardı.
Bu denli çirkin bir provokasyona önderlik edenler ve sokağa dökülüp etrafı kaos haline getirmek isteyenler DTP'nin kapatılmasını bahane etmemelidir.
Elbette bir partinin kapatılması kadar yanlış bir şey yoktur. Ancak bir parti'nin kapatılmasını bahane ederek her tarafa saldırmaya kalkmak da çözüm üretmeyecektir. Aksine çıkmaza sokar.
Sevgili dostlar, AKP ile başlayan Kürt açılımı sürecine baktığımızda gelinen nokta ve sürdürülen çizgi oldukça korkutucu bir tablo içeriyor. Malesef ''açılım'' sürecinin temelini oluşturmadan açılım yapmaya kalkanlar şu anda bir çok olası çözümü de düğümlemiş durumdadır.
Gelinen noktaya bakarsak, PKK hala can almaya devam ediyor ve bizler hala bu ülke'de gencecik fidanlarımızı şehit vermeye devam ediyoruz. Farkındaysanız açılım süreciyle birlikte tekrar başa dönmüş durumdayız ve hiç bir gelişme olmadığı gibi her şey eskisinden çok daha kötü hale geldi.
Şimdi ne yapacağız? Nasıl bir çözüm üreteceğiz ve DTP'nin kapatılma süreci Türkiye'de neleri değiştirir bunları hep beraber göreceğiz.
Ama yapılacak bir çözüm var mıdır diyorsanız? Elbette ki vardır dostlar, o da bölünmemiz ve bölücü provokasyonlara gelmemiz gerektiğidir. Ne olursa olsun bu oyunlara gelmeyelim.
Çok uzağa gitmemize gerek yok yakın tarihimizde bu ülkeyi sağ, sol diye ayırdırlar ve kardeş kardeşi vurdu.
Ağlayanlar analar oldu, acıyı çekenler yine bizler olduk.
Bir zamanlar Alevi ve Sünni kavgasına da tanıklık oldu bu ülke, öyle de bölündü ve yıpratıldık.
Yine vuran da, vurulan da bizlerdik.
Bu seferde birileri bizi Kürt, Türk diye ayırmaya çalışıyorlar.
Yakından bakın vuran da bizim, vurulan da...
Yetmez mi yıpratıldığımız, acı çektiğimiz?
Hayır dostlar bu sefer bizi bölmek isteyenlere inat barış'ı sürdürmemiz ve bölünmemiz gerekiyor.
Düşmanlıklardan çok çekti bu ülke, hele de kendi içinde...
O yüzden tek çaremiz vardır, o da daima birlik ve beraberlik için de olmamızdır.
Benim maalesef ki provakasyona da oyuna da gelesim var artık.
Yetmedi mi aman devlete bir şey olmasın diyerekten sopa yediğimiz.
Biraz da hırsız kendini kollasa iyi olacak...
Aralık 14th, 2009 at 01:05