Oyuna Gelmeyelim!
Sevgili dostlar, en az sizlerde benim kadar duyuyorsunuzdur etrafımızda ki çoğu insanın yakınmalarını, Türkiye’nin gerçekleştirdiği açılımlardan, attığı adımlardan ve Türkiye’de gelişen olaylardan kaynaklı olarak yaptıkları haklı tepkilerini.Türkiye’de yaşayan herkes bu tepkilere rahatlıkla şahit olabiliyor.
Sokaklarda halk tarafından inanılmaz bir tepki seli var. Bu hem ekonomik, hem güncel olaylarla hem de duyulan haberlerle orantılıdır.
Son zamanlarda ‘’Bu ülke bitmiş yeni bir kurtuluş mücadelesi şart’’ diyenleri çok görüyoruz gerçektende.
Fakat tüm bunlara rağmen yine’de bu ülke’nin tarih boyunca pek çok zorlu engeli aşabildiğini rahatlıkla görebiliyoruz.
Hani derler ya Türkiye cennet vatandır diye…
Gerçekten’de öyle fakat isterseniz gelin size anlatayım bu cennetle, cehennem arasında nasıl bir fark vardır diye;
‘’Bir adama cehennemi göstermişler.
Ortada müthiş bir ziyafet sofrası duruyor. Masada kuş sütü eksik İki yana insanlar dizilmiş oturmakta.
Ama bir sorunları var. Kollarına dev kaşıklar bağlı. Bu kaşıklar o kadar uzun ki hiçbir yiyeceği alıp da ağızlarına götüremiyorlar.
Bu yüzden de o güzelim ziyafet sofrasının başında, yemekleri izleyip yutkunarak açlıktan kıvranıyorlar. Adam cehennemde verilen cezanının ağırlığına hayret ederek bir de cenneti görmek istiyor.
Oraya da götürüyorlar.
Bir de bakıyor ki orada da aynı masa var. Üzerinde aynı yiyecekler duruyor.
Oturanların kollarına yine dev kaşıklar bağlanmış.
Yani cehennemden hiçbir farkı yok.
Bu durumu çok garipseyerek soruyor: “Cennetle cehennem arasında hiç fark yok mu?”
“Var” diyorlar “biraz daha bak!”
Dikkatle bakınca masadakilerin daha mutlu, daha canlı ve sevinçli olduğunu görüyor. Açlık çeker gibi bir halleri yok.
Biraz sonra bunun da sebebini anlıyor.
Herkes elindeki dev kaşıkla karşısında oturanı besliyor.
Kaşığı yiyecekle dolduruyor ve karşı tarafta oturanın ağzına uzatıyor. O da aynı şeyi yaptığı için hiçbiri aç kalmıyor.’’
Sevgili dostlar, Türkiye’nin önünde tıpkı her büyük ülke’de olduğu gibi ciddi sıkıntılar muhakkak olacaktır. Ancak Türk halkı dayanışmayı, sevgiyi, saygıyı kaybetmediği müddetçe bu ülke daima birlik ve beraberlik içinde kalmayı başaracaktır. Başkalarının istediği de bu cennet vatanı, cehenneme çevirmek değil midir?
Oyuna gelmeyelim!
Oyuna zaten geldik de Allah sonumuzu hayretsin.
Baksanıza dün Meclis'teki tartışmada AKP'li divan katibi kürsüden bir milletvekiline (MHP li bir vekile) sesleniyor:
Müdahale etsene şuna (H. Kaplan'a), ne konuşturuyorsun?
(Yani ben tartışmayı başlattım siz de boğazlayın birbirinizi...)
...
Oyunu kurdular, sokağı gerdiler, şimdi de cepheye asker sürmeye kalkıyorlar.
1980 öncesinde de öyle olmuştu. Şimdi de oyunu kuran abd, sahneleyen akp birbirini boğazlaması istenen de biziz.
Oyunun ne olduğu belli de bizler koyun sürüsü olmaktan ne zaman nasıl kurtuluruz ben onu merak ediyorum...
Kasım 6th, 2009 at 08:36Ülkemiz maalesef hızla bir iç savaşa doğru gidiyor. Beki de yeniden yapılanmak için bir yıkım gereklidir AKILLARIN BAŞA TOPLANMASI İÇİN
Kasım 6th, 2009 at 16:02