content

18 Haz

Leyla Zana ve Muhalefet Yöntemleri

Siyasi sorunların çözümünde siyaset kültürünün büyük önemi var. Bizim gibi geleneksel değerlerin hala ağırlığını koruduğu, şiddet kültürünün ve eril dilin yaygın olduğu toplumlarda siyaset tarzları da, bu kültürel yapılara uymakta, hatta bu yapıları olumsuz tarzda körükleyen bir dile sahip. Ciddiyeti asık suratlılık, gülmeyi hafiflik sayan siyasetçilerin dünyasının kısırlığında elbette ironiye, nükteye, mecaza, mizaha yer olmaz!
***

Başbakan Erdoğan’ın esip gürlemeleri, muhalefetin bunun altında kalmamak adına daha fazla esip gürlemeleri hem çatışmacılığı hem de düzeysizliği getirmekte. İktidar ya da muhalefetten birileri doğru bir şey söylese, bu durum görmezden geliniyor veya karşı çıkmak için karşı çıkılıyor. Elbette siyaset farklı çıkarların çatıştığı, buluştuğu, ayrıştığı bir ‘dünyadır’. Ancak ben burada daha çok işin etik ve sorumluluk dili taşıyan kısmını kastediyorum. Halbu ki, her zaman olduğu gibi sorunlar çözüm beklemekte.
***

AKP hükümetinin son yıllardaki durumu nedeniyle, toplumdaki gelişme siyaseti zorlamaya ve onun ilerisine geçmeye başladı.
Muhalefet, iktidarın ilerisinde bir görüş üretemiyor. İktidar, çoğulculuğu ağzına almıyor, ama çoğunluğu ise ağzından düşürmüyor. Çünkü totaliterleşmesini bu plebisiter gerekçeyle örtmeye çalışıyor.
Ancak diğer yandan toplum da, kabına sığmıyor!
İktidarıyla muhalefetiyle siyasetin seviyesi, toplumun gerisinde.
Başbakan Erdoğan’ın nüfus, kürtaj, Çamlıca’ya cami vs. üzerine söyledikleri bu toplumda pek yankı bulmadı ve bu tür popülist, ayrımcı, eril iktidar dilinin pek fazla bir karşılığının olmadığı görüldü.
Bu toplumun sorunu Başbakan Erdoğan’ın öne çıkardığı konular değil.
Toplumun dertleri başka.
Ha keza muhalefetin de toplumsal hayatın dinamikleriyle ilgisi olmayan, kırık plak misali aynı açıklamaları yapmasının toplumda (partinin ana damarını oluşturan kesimler hariç) bir esamisi olmuyor.
***

Devletin başta anayasa olmak üzere bilumum yasaları, organları, kurumları toplumsal hayatın dinamikleri önünde öteden beri engel oluşturmakta.
Sorunlar çözüm bekliyor!
Bu sorunların önemli bir kısmı tarihi özellikler gösterse de, artık bunları taşıyacak durum yok!
Kürt sorunu (bir diğer deyişle Türk sorunu) temel bir sorun ve dünya âlem biliyor ki, bu sorun demokratik bir çözüme kavuşturulmadan Türkiye ne demokratik ne de özgür bir ülke olur!
Bu sorun ya çözülecek, ya çözülecek!
***

İşte bu koşullarda, CHP ile AKP görüştü.
CHP’nin bir görüşü vardır, yoktur, doğrudur, yanlıştır; ilk elde önemli olan bu değil.
Kürt sorunun çözümü konusundaki irade beyanı önemlidir.
Ve en önemlisi, CHP ben buna varım dedi ya; AKP’yi tek kale maç oynamaktan men etti. İktidarın demokratik adımlar atması, büyük ölçüde, muhalefetin demokrasi talepkarlığına bağlıdır!
Tam bu sırada Diyarbakır bağımsız milletvekili Leyla Zana, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye tarihinin en güçlü hükümetinin başı olarak Kürt sorununu çözebilecek yegâne kişi olduğunu belirtti ve "Ben onun bu işi çözeceğine inanıyorum. Buna dair umudumu da, inancımı da asla yitirmedim. Yitirmek de istemiyorum” dedi.
***

Zana’ya olumlu, olumsuz tepkiler geldi. Doğaldır.
Ancak partisinden gelen bir kısım olumsuz tepkiler olsa da, Zana doğru bir muhalefet yaptı.
Zana’nın açıklamasına karşı olanlara şunu sormak gerekir: Kürt sorunu kimlerle çözülecek?
Tıpkı PKK’sız bir Kürt sorunu çözülemeyeceği gibi, AKP’siz bir Kürt sorununu çözmek de mümkün değildir!
PKK’ya, AKP’ye ve hatta CHP’ye rağmen Kürt sorunu çözülebilir mi?
Taraflar aslında bu gerçeği biliyorlar.
***

Halbu ki doğru ve etkili muhalefet, iktidarı dışlayarak, onu alnından kaşıyarak sen bunu yapamazsın vs. demek değil; iktidarı soruna dâhil etmek ve onu çözmeye zorlamaktır. İktidara, haydi yapın ya da birlikte yapalım demektir. İktidarı mindere çekmektir. İktidarın, “ben bu sorunu çözeceğim ama muhalefet önümde engeldir” vs. gibi gerekçeler üretmesinin önünü kesmektir.
***

Leyla Zana da tam bunu yaparak, AKP’yi sorumluluk altına soktu. AKP’nin topu taca atmasının önünü kesti. Sen yapamazsın, sen güvenilmezsin diyerek AKP’nin saha dışına kaçmasına izin vermedi. AKP’nin başka kaçışları olabilir ama Zana’nın tavrı her zaman AKP’yi kuşatıcı bir niteliğe sahip olarak kalacak.
Asıl bu tür muhalefet daha etkili ve daha anlamlıdır.
Ayrıca Zana’nın böyle demesi, onun taleplerinden vazgeçtiği, siyasi görüşlerinin değiştiği anlamına da gelmez. Bu bir siyaset yapma biçimidir ve Zana, Başbakan Erdoğan’a haydi sana güveniyorum, sen çözersin dedi.
Bunun neresi kötü?

Etiketler : , , , ,

Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Yazdır

Yorumlar Kapatıldı.



2007-2012 Bilgi Agi / Turkiye nin Interaktif Kose Yazari Gazetesi

Designed By Online Groups
ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ

bizajans, kent akademisi, sunubank