“Dalkavuk”luk Bir Sanat mı?
Sözlüklerde "Dalkavuk" demek:1. Kendisine çıkar ve yarar sağlayacak olanlara, aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, şaklaban. 2. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.
Cahiller, dalkavuklar, mürailer rahat rahat yaşıyor. Diyen Peyami Safa ile hocam üstat Necip Fazıl’ın:“Bazı insanlar alçak gönüllüdür. Bazıları ise alçak olmaya gönüllüdür.”sözü ile “Bir ülkede dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün sağladığı çıkardan daha verimli olursa o ülke batar.” Diyen MONTESQUIEU ile “İktidar dalkavukluktan hazzetmeye başladığı zaman, şeref daima ayaklar altında ezilmiştir.” Vecizesi William SHAKESPEARE aittir.
“Gerçekten büyük olmayan "büyük adamlar" çevrelerini küçük adamlarla doldururlar.” Diyen Steve REICH yanında; “Dostun sertliğinden korkma, düşmanın yaltaklanmasından kork.sözü,yalaka ve dalkavukları en güzel şekilde izah eder.
“Dalkavuklardan sakınınız. Çünkü onlar insanları boş kaşıkla besler. “CASINO DE GREGRIO
“Eğer düşmanlarınızı gülünç gösterip mahvetmek isterseniz, etrafını dalkavuklarla doldurun.” EDMOND JALOUX ve yine Üstadımın: “Marifetli hokkabaz başını kaldır da bak, Gökte bir oynayan var yıldızlarla kaydırak “ taşı gediğine koyan kafiyesi kitaplar dolduracak özelliğe sahiptir.
“Dalkavuk Salatası” yapanların günümüzde çoğaldığı bir vakıadır. Adamın biri, adamlar, belki de kendi keselerinden değil, başkalarından aktarılan paralarla verdikleri çeşitli yemeklerde, mangalda kül bırakmaz, basın toplantısına gelenler, ince yağdanlık halini alırlar.
Gazetelerde çekilen manşetler, televizyon ekranlarında yapılan programlar maddi bir gelir kapısıdır, dalkavukluk meslek haline gelmiştir. Bu toplantılara gidenlerin, midelerine birkaç lokma indirenlerin köşe yazılarına, haberlerine bir bakın ve vicdanlarda karar verin. Kaç kişi yediği birkaç lokmayı kusarcasına, sert ve dürüst samimiyetle sorulması gerekenleri sorar, cevap alırsa yazar.. Bursa medyasında böyle yazar ve muhabirler mercekle aransa, bulunur mu?..
“Dalkavuk Çeşitleri” üzerine internet sitelerinden derlediğim bazı satır başlarını buraya alayım:
1. Filozof ve dalkavuk
Bir filozof ile bir dalkavuk konuşuyormuş. Filozof ne derse dalkavuk onu tasdik ediyormuş. Nihayet sabrı tükenen filozof haykırmış:
- Birader, hiç olmazsa bir kez olsun dediğime itiraz et de iki kişi olduğumuzu anlayalım.
2. Devlet adamı ve dalkavuk
Önemli mevkide bulunan bir devlet adamı dalkavuğun birine
- Sıfır nedir?
diye sormuş. Cevap tam beklenildiği gibi olmuş:
- Sizin huzurunuzda ben.
3. Bey ve dalkavuk
Eskiden konaklarda dalkavuk bulundurmak adetmiş. Konağın birinde bir gün Bey demiş ki:
- Bir dalkavuk alacağım, filan gün imtihan var, sağa sola haber salınız.
Derken o gün gelmiş, kapının önünde dalkavuk adayları sıra olmuş. Biri içeri alınmış. Bey sormuş:
- Sen dalkavuk musun?
- Evet efendim.
- Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
- Olur mu efendim? Ben filan Bey'in yanında şu kadar, feşmekan Bey'in yanında da bu kadar sene dalkavuk olarak çalıştım.
Bey:
- Olmadı, sen çık. demiş.
Derken ikinci, üçüncü..... adaylar gelmiş, konuşma hep aynı, cevaplar hep aynı. Bey, dalkavuğunu bulamayacağını düşünmeye başlamış ki, içeri biri girmiş. Bey:
- Söyle bakalım sen dalkavuk musun?
- Evet efendim.
- Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
- Hayır, hiç benzemem efendim.
- Dur bakayım, biraz da benziyorsun galiba.
- Evet efendim. Ben biraz da dalkavuğa benzerim.
Bey hemen dışarı haber salmış:
- Tamam ben dalkavuğumu buldum.
4. Kral ve dalkavuk
Kral ördek avında... Av uşakları çevredeki ördekleri kışkırtıp, kralın önüne getiriyorlar. Sonunda hazret önünden geçen bir ördeğe ateş ediyor, heyecanla dalkavuğuna soruyor:
- Nasıl? Vurdum mu? Vurdum mu?
Dalkavuk:
- Majesteleri zavallı ördeğin hayatını bağışlamak alicenaplığında bulundular.
5. Padişah ve dalkavuk
Padişahın biri patlıcan yemeğini çok severmiş. Bir gün yemekte
- Şu patlıcan ne güzel sebzedir. demiş. Dalkavuğu hemen:
- Haklısınız Sultanım. Bu patlıcan öyle lezizdir ki, kırk çeşit yemeği olur, tatlısı olur, turşusu olur, yemeğe doyamazsınız, diye methiyeler düzmüş. Derken birkaç gün sonra yemekte yine patlıcan varmış. Padişah da o gün tersinden kalkmış
- Ne bu yahu, yine patlıcan, yine patlıcan. Bari bir şeye de benzese.
diye kükremiş. Dalkavuk da ele almış:
- Yaa evet Sultanım. Zaten kara kuru bir şey, tadı yok, kekremsi, yemeği yemek değil, tatlısı tatlı, turşusu turşu.
Padişah da:
- Sana da bir şeyler oluyor. Daha iki gün önce patlıcanı öve öve bitiremedin. Bugün de yerin dibine batırdın. deyince, dalkavuk hemen atılmış:
- Aman Sultanım, ben sizin dalkavuğunuzum, patlıcanın değil.
Bizim için ibret ve örnek olabilecek fıkra, menkıbe, hikaye ve masallardan ders almalıyız. Ders almalıyız ki, dalkavuk olmayalım.